Saygı nedir? Bir yolculuğun sonucunda elde edilen bir kazanç mıdır, bize verilen bir ödül müdür? Yalnızca büyüklere mi duyulur? İnsan kendine saygı duyabilir mi? Saygıyı elde etmenin bir tarifi var mıdır? Bu soruların cevapları sizi de zorluyor mu? Şema Terapi ekolünden beslenerek bu soruları açıklamaya çalışacağım.
Günümüzde en çok büyüklere, otoriteye ve statüye saygı öğretilir. Bir durun ve düşünün aileniz tarafından size öz saygıdan hiç bahsedildi mi? Çocuklara, gençlere, akranlara, hayvanlara, bitkilere saygı üzerinde öğretmene, büyüklere, otoriteye saygıdan çok daha az mı duruldu? Muhtemelen evet, bu nedenle çok fazla şey ile karıştırılır saygı. Bu konuda kafamız karışık büyümüşüzdür. Bazen itaat, bazen hayranlık/yüceltme, bazen korku/çekinme saygı zannedilebilir. Belki saygı için bu kadar çabalamamızın nedeni de bu karışıklıklardır.
Şemalara göre saygının farklı yol tarifleri yapılır. Yüksek Standartlar şeması olan bir kişi saygıya statüyle, zenginlikle, güzellikle; Boyun Eğicilik şeması olan bir kişi saygıya kendisine korku duyulmasıyla; Haklılık şeması olan bir kişi saygıya imtiyazla; Statü Arayıcılık şeması olan bir kişi saygıya ünle; Başarısızlık şeması olan bir kişi saygıya başarıyla ulaşılabileceğini düşünür. Bu nedenle bu yol boyunca kendisini saygıdeğer bulamayabilir.
Oysa saygı elde edilen bir kazanç, ulaşılan bir ödül değil; hissedilen bir duygudur. Buna “öz saygı” diyebiliriz. Öz saygı, kişinin özünde neler olduğunu bilmesi ve bunları kendisinin değerli bulmasıdır. Meslek, yaş, ün, görünüm, başarı saygıya giden yolda kazanılan puanlar değildir. Kişinin kendi özündekilerle inşa ettiği ve isteyerek seçtiği yaşam tarzının sonuçlarıdır.
İşte bu karışıklıklar özümüze saygı duymayı zorlaştırır. Saygı elde edilen bir kazanç zannedildiği için çoğumuzun içine bir beklentili ebeveyn konmuştur “Daha çok çalışmalısın, daha yararlı işler yapmalısın, daha güzel görünmelisin” diyen… En başta içimizdeki beklentili ebeveyn saygı duymaz bize çok çalışmazsak, güzelleşmezsek, tanınmazsak. Beklentili Ebeveyn modunun Cezalandırıcı Ebeveyn modu ile birlikte çalıştığı zamanlar da olur. Beklentili ebeveynin beklentileri gerçekleşmediğinde, bir şeyler ters gittiğinde veya hata yapıldığında cezalandıran ebeveyne Cezalandırıcı Ebeveyn modu deriz. Bu iş birliğine en yakından tanık olduğumuz ve hepimizin hafızasında biraz yer etmiş bazı karakterler vardır. Hadi gelin bu karakterlere birlikte bakalım. Bu kişiler “I, Tonya” filmindeki buz pateni sporcusu Tonya ve “Whiplash” filmindeki baterist Andrew’dir.
İlk bakışta Tonya ve Andrew’in ortak noktalarının yetenekli olmaları düşünülebilir. Ancak asıl ortak noktaları mükemmelliyetçi, hırslı, rekabetçi ve stresli olmalarıdır. İki karakterin de yüksek beklentili ve cezalandırıcı bir ebeveyni/öğretmeni vardır. Bu nedenle mükemmel olmaları gerektiklerini öğrenmişlerdir.
Filmlerde bu iki ayrı karakterin de mükemmel olmaya çalışırken var bile olamadıklarına şahit oluyoruz. Tonya kariyerinden men ediliyor, Andrew çalışmaktan kanayan elleriyle ve yaşadığı stres nedeniyle gösterilerine bile geç kalıyor. Bu sahneler bize “ya hep ya hiç” tarzı düşünmenin vücut bulmuş halini gösteriyor. Karakterlerin içselleştirdiği “ben tam değilsem bir hiçim” düşüncesi gerçek oluyor. Ancak bu düşüncelerini kendileri gerçek kılıyor.
Tonya
I Tonya filmi Tonya ismindeki bir buz pateni sporcusunun kariyer hayatında yaşanan çarpıcı olayları konu alır. Tonya, sevgisiz ve ilgisiz bir evde büyür. Babası çocukluğunun ilk yıllarında onunla ilgilense de sonradan onu terk eder. Tonya dört yaşındayken, yeteneği annesi tarafından fark edilir ve figüristik buz patenciliğine yönlendirilir. Şefkatini ve ilgisini hiçbir zaman göster(e)meyen annesi küçüklüğünden itibaren Tonya’nın her dersinde yanında olur ve gözlerini Tonya’dan hiç ayırmaz. Ondan her zaman en iyi performansı göstermesini ister. Kendini geliştirmesi için Tonya’yı psikolojik olarak zorlar. Hatta bunun için ona “yapamayacaksın” diyerek onu aşağılar. Aşağılandığında hırslanan Tonya giderek daha iyi kaymaya başlar.
Annesi sadece buz pateni sporunda onu şekillendirmeye çalışmakla kalmayıp, hayatının tümünü şekillendirme konusunda ısrarcı olur. Lise çağına geldiğinde, zamanının tümünü çalışmalara ayırabilmek için annesi tarafından okuldan ayrılmak zorunda bırakılır ve kendini tamamen buz patenine adar. Annesi ona sadece psikolojik şiddet uygulamakla kalmayıp zaman zaman fiziksel şiddet uygular. Tonya, yetişkin olduğunda kendisine fiziksel şiddet uygulayan bir eş seçer.
Kendi istekleri, ihtiyaçları, iç dünyasıyla değil her zaman yeteneğiyle ilgilenilmiş Tonya, hayatta saygıdeğer biri olarak var olmanın yolunun yalnızca en iyi patenci olmaktan geçtiğini düşünür. En iyi olmaktan başka çaresi yoktur. Her olimpiyat performansında oldukça streslidir. İkinci veya üçüncü olduğunda rakiplerine ve jürilere karşı çok öfkelenir. Öyle ki rakibine zarar verdirttiği ortaya çıkar ve kariyerine son verilir [i].
Whiplash
Whiplash, genç müzisyen Andrew’in sert ve acımasız bir hoca olan Fletcher’ın ekibine dahil olmasıyla yaşanan olayları anlatır. Andrew annesi tarafından terk edilmiş, babası ile ilişkisi kopuk olan bir gençtir. Küçük yaşlardan itibaren bateri çalmaya başlayan Andrew, üniversite tercihinde de ülkenin en iyi müzik okulu olarak gördüğü Shcarffer Konservatuarı’na girer. Ancak bu meslek ailesinin saygın gördüğü bir meslek değildir, bu nedenle baterideki başarısı ailesi tarafından hiçbir zaman saygıdeğer görülmez.
Henüz 19 yaşındadır ama dersler harici var gücüyle antrenman yapar. Bu sırada okulun hocası Fletcher tarafından fark edilir ve onu ekibine alır. Andrew ekiple birlikte bir yarışa hazırlanmaya başlar. Fletcher Andrew’in her zaman daha hızlı çalmasını ister. Hiçbir zaman tatmin olmaz. Hatta ona yetersiz olduğu için terk edildiğini hissettirecek sözler söyler.
-“En hızlı çalışın bu mu, annenin seni bırakıp kaçmasına şaşmamalı”
Aslında bir insanın mükemmel olmadığında terk edilmekle cezalandırabileceği mesajını vermeye çalışır. Hocasının gözünde yeterli ve saygın olmak için giderek daha fazla çabalayan Andrew ellerini kanatana kadar antrenmanlar yapar. Tüm enerjisini antrenmanlarına ayıran Andrew hoşlandığı kız ile romantik bir ilişkiye başlamak istemez.
Hazırlandıkları yarış gününde Andrew çok streslidir, başına yarışa geç kalacak olaylar gelir ve daha fazla strese girer. Yarışa yetişmeye çalışırken kaza yapar. Kazada yaralanmasına rağmen yarışa yetişir, ancak yaralı olduğu için iyi çalamaz ve hocası tarafından kovulur. Andrew çok öfkelenir ve hocasına saldırır.
Yıllar sonra hocası Andrew’den intikam almak için onu tekrar ekibine davet eder ve sahneye çıkacaklarını söyler. Andrew bunu kabul eder. Gösteri günü ise bilmediği şarkıların çalındığını fark eder, kendisi eşlik edemez, çok öfkelenir ve sahneyi terk eder. Sahnenin arkasına gittiğinde ise onu bekleyen babası ona sarılır ve “Hadi eve gidelim” der. Bunu yapmak istemediğini fark eden Andrew, biraz duraksar ve sonra koşarak tekrar sahneye girer. Kendi bildiği şarkıları çalmaya başlar. Bu sefer tüm orkestra ve şef Fletcher da dahil olmak üzere hepsi ona uyum göstermek zorunda kalmıştır. Bu son sahne, Andrew’in en mutlu olduğu sahnedir. Fletcher dönüp ona gülümsemiştir ve Andrew hayatında ilk defa onaylandığını hissetmiştir. Hem de sadece kendisi olarak… [ii]
Hangi modlar devrede?
Yüksek Beklentili Ebeveyn modu: Tonya’nın annesi ve Andrew’in hocası yüksek beklentilidir. Bu yetenekli gençlerin kendilerini sadece yeteneklerine adamasını; okul, özel hayat, hobi, eğlence gibi alanlarda “vakit kaybetmemesini” ve her zaman en iyi, en hızlı, en güzel performansı göstermelerini beklerler. Bunun için otoriter davranır ve baskı kurarlar. İki karakter de bu beklentilere karşılık verebilmek için bu beklentileri içselleştirir ve artık bunu yapmak zorunda hissederler.
Ek olarak filmde Andrew’in babasının da yüksek beklentili olduğunu düşünebiliriz. Ancak anlaşıldığı üzere Andrew’den beklentisi bateri konusunda değil, toplum tarafından kabul edilmiş saygın meslekleri gerçekleştirmesi olacak ki bir akşam yemeği masasında Andrew’in yeteneği ile ilgilenmezken akrabaların mesleklerini ödüllendirir.
Cezalandırıcı Ebeveyn modu: Tonya’nın annesi Erica Tonya’nın paten derslerinde Tonya düştüğünde onu gözleriyle cezalandırır. Aşağılamanın Tonya’yı hırslandırdığını fark eden annesi Tonya’yı aşağılar, döver. Andrew’in hocası Fletcher, Andrew yeterince hızlı çalamadığında ona bağırır, onun canını acıtacak sözler söyler.
Fletceh ve Andrew’in arasındaki ilişki adeta bir cezalandırıcı ebeveyn uyumlu teslimci çocuk ilişkisine döner. Bir narsist-bağımlı ilişkisi de denebilir. Fletceh hiçbir şeyi beğenmeyen kibirli bir ebeveyn oldukça Andrew onun onayına bağımlı, onun beklentilerine teslim olan bir çocuğa dönüşür. Bu ilişkinin özü Andrew’in babasından alamadığı onayı hocasında aramaya çalışması olarak yorumlanabilir.
Uyumlu Teslimci mod: Andrew ve Tonya kendilerini hiçbir zaman ifade etmezler. Örneğin, Andrew Şefi Fletcher’e hiçbir zaman yorulduğunu dile getirmez. Şefinin istediği bir şey olduğunda, Andrew burada kendisinin ne istediğini kendisine hiçbir zaman sormaz.
Tonya’nın annesi ile ilişkisinde Tonya’nın ne istediğine hiçbir zaman yer bırakılmamıştır. Bu nedenle Tonya da annesine hiçbir zaman ne istediğini, ne hissettiğini açamaz. Örneği, henüz bir çocuk olan Tonya buz pistinde kendine bir arkadaş edinecekken annesinin müdahalesine maruz kalır ve bu arkadaşlıktan vaz geçer. Annesinin istediği gibi sadece kaymaya odaklanmalıdır. Bu iki karakterinde beklentili ebeveynleri ile ilişkilerinde ve hatta var oldukları hayatta kendilerine yer yoktur adeta. Özel hayatlarından, ilişkilerinden, hobilerinden vaz geçmişlerdir. Ebeveynlerini memnun etmek için kendilerini tamamen yeteneklerine teslim etmişlerdir.
Öfkeli Çocuk modu: Her iki filmde her iki karakterin de patlama anları vardır. Tonya, rakibine saldırı düzenler, jürilere bağırır. Andrew sahnede hocasına saldırır. Her iki saldırıda da öfkenin altında gizli bir “artık ben de sizin tarafınızdan görülmek, kabul edilmek, beğenilmek istiyorum.” İfadesi vardır. Tam ve mükemmel olmak kabul edilmenin tek yolu zannedildiği için en iyi olmadıklarında tamamen reddedildiklerini zannederler ve öfkelenirler.
Ayrıca Tonya yıllarca annesine boyun eğmiş, Andrew de Hocasına. Her iki gencin de hayatlarında kendi isteklerine, ihtiyaçlarına yer olmamıştır. Bu bastırılmış bir öfkeye dönüşür. Tonya bir yetişkin olduğunda ve yetiştirilme tarzının farkına vardığında annesine karşı çok öfkeli ve tepkisel olmaya başlar ve “hayatımı mahvettin, beni lanetledin.” der.
Hepimiz saygıyı kendimizi feda etmeden hissetmeyi hak ederiz. Ancak Tonya saygıyı hayatını feda ederek kazanacağını zannettiği için (tüm zamanını antrenmanlara ayırmak, okulu bırakmak) adeta “Ben her şeyimi feda ettim, nasıl birinci olamam?” öfkesi yaşar. Kendini feda etmesinin karşılığını almanın tek yolunun rakibine zarar verdirtmek olduğunu düşünür. Belki de her şeyini feda etmeden ikinci olabilmek, önündeki uzun kariyerinde yine kendinden vaz geçmeden çalışmaya devam etmeyi ve ona birinciliği getirebilecekti.
İncinmiş Çocuk modu: Andrew’in babası ile ilişkisi kopuktur, annesi onu terk etmiştir. Ayrıca babası onun yeteneğini beğenmezken, kuzenlerinin mesleklerine yakından ilgi gösterir. Bu nedenle Andrew aile içinde kendini dışlanmış hisseder ve içine kapanır. Tüm bunlar Andrew’in yalnız, dışlanmış, sevgisiz büyümesine ve İncinmiş Çocuk modunun oluşmasına sebep olur.
Hayatı bu modda yaşayan Andrew hayatında sağlıklı sevgiyi bulamaz ve kendine yine onu incitecek bir ebeveyn seçer: Fletcher. Fletcher soğuk ve kibirli bir adamdır. Anlayışlı ve sevecen değildir. Andrew kanlar içinde sahneye çıktığında dahi ona ne olduğunu merak etmez. Ondan performans sergilemesini beklemeye devam eder.
Filmin son sahnesinde Andrew’in babası Andrew’e sarılmak istese de Andrew buna ihtiyaç duymaz ve sahneye dönerek bateri performansına devam eder. Çünkü duygusal açıdan yoksun bırakılmış çocuklar yetişkin olduklarında şefkate ve ilgiye ihtiyaç duymazlar. Andrew’in de sevilme ihtiyacı hiçbir zaman giderilmediği için artık bunu talep etmez ve istemez. Kendini bu ihtiyaçtan tamamen çeker. Onu iyi hissettiren tek şey başarı, yani insanlar tarafından kabul edilmek, görülmek ve saygıdır.
Yine İncinmiş Çocuk modundaki Andrew onu incitecek ilişkilerde kalırken, hoşlandığı kızla bir ilişkiye başlamaz. Romantik bir ilişkiden de sevgi almayı gerekli görmez. Onun önce yeni ebeveyni Fletcer’e kendini kanıtlaması ve öz saygısını kazanması gerektir…
Gelelim Tonya’ya… Tonya’nın annesi sevgisiz ve ilgisizdir. Başarı odaklıdır ve Tonya’nın duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenmez. Tonya’nın performansına kendini o kadar kaptırmıştır ki Tonya’nın akranlarıyla arkadaşlık kurmasına izin vermez, Tonya’yı okuldan alır ve sadece buz patenine yönelmesini sağlar. Böylece Tonya ne akranları ve ebeveynleri tarafından sevildiğini hissetmez. Bu nedenle de kendisine zarar veren bir eş seçer. Kendisine zarar vermesine rağmen ilişkiyi bitirmekte zorlanır. Çünkü bu eş aynı zamanda onu sevmektedir. İlişkiyi İncinmiş Çocuk modu ile Öfkeli Çocuk modu arasında gidip gelerek yaşar. Bir röportajında “Annem de beni dövüyor, fakat beni seviyor da.” “Annem de beni hem sevdi, hem dövdü” şeklinde bir ifade kullanmıştır. Tonya’nın İncinmiş Çocuk modu sevgini incinme içerdiğini zannettiği için ilişkisine dur diyememiş olabilir.
Tonya da Andrew de saygıya giden yolda sevgiden, özgürlükten, keyiften, eğlenceden vaz geçmiş; vaz geçirilmiştir. Oysa başarıları kanıtlanmadan, birincilik elde etmeden, tanınmadan özlerinde bu yeteneklerine sahiplerdir. Durup yeteneklerini inşa etmek yerine; mükemmelliğe, birinciliğe sürüklenmeye zorlanırlar. Oysa başarıları, yetenekleri durdukları yerdedir, özlerindedir. Bir an durup ortaya koydukları varlıklarının farkında olmazlar. “Ben şu an ne ortaya koydum?” diye bakmak yerine gözleri onları izleyen kişilerdedir. Onlara dikkat kesilirler ve oradan gelecek onaya kenetlenirler adeta. Bu nedenle kendilerini saygıya değer bulamazlar.
Oysa saygının bir yol tarifi yoktur, saygı hissedilen bir duygudur. Bunu hissedebilmek için durun ve özünüzdeki değerli özellikleri, düşünce biçimlerini, bakış açılarını, yeteneklerinizi, ilgilerinizi, eğilimlerinizi bulun. Bunları kendiniz görün…
Hayatı bu modda yaşayan Andrew hayatında sağlıklı sevgiyi bulamaz ve kendine yine onu incitecek bir ebeveyn seçer: Fletcher. Fletcher soğuk ve kibirli bir adamdır. Anlayışlı ve sevecen değildir. Andrew kanlar içinde sahneye çıktığında dahi ona ne olduğunu merak etmez. Ondan performans sergilemesini beklemeye devam eder.
Filmin son sahnesinde Andrew’in babası Andrew’e sarılmak istese de Andrew buna ihtiyaç duymaz ve sahneye dönerek bateri performansına devam eder. Çünkü duygusal açıdan yoksun bırakılmış çocuklar yetişkin olduklarında şefkate ve ilgiye ihtiyaç duymazlar. Andrew’in de sevilme ihtiyacı hiçbir zaman giderilmediği için artık bunu talep etmez ve istemez. Kendini bu ihtiyaçtan tamamen çeker. Onu iyi hissettiren tek şey başarı, yani insanlar tarafından kabul edilmek, görülmek ve saygıdır.
Yine İncinmiş Çocuk modundaki Andrew onu incitecek ilişkilerde kalırken, hoşlandığı kızla bir ilişkiye başlamaz. Romantik bir ilişkiden de sevgi almayı gerekli görmez. Onun önce yeni ebeveyni Fletcer’e kendini kanıtlaması ve öz saygısını kazanması gerektir…
Gelelim Tonya’ya… Tonya’nın annesi sevgisiz ve ilgisizdir. Başarı odaklıdır ve Tonya’nın duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenmez. Tonya’nın performansına kendini o kadar kaptırmıştır ki Tonya’nın akranlarıyla arkadaşlık kurmasına izin vermez, Tonya’yı okuldan alır ve sadece buz patenine yönelmesini sağlar. Böylece Tonya ne akranları ve ebeveynleri tarafından sevildiğini hissetmez. Bu nedenle de kendisine zarar veren bir eş seçer. Kendisine zarar vermesine rağmen ilişkiyi bitirmekte zorlanır. Çünkü bu eş aynı zamanda onu sevmektedir. İlişkiyi İncinmiş Çocuk modu ile Öfkeli Çocuk modu arasında gidip gelerek yaşar. Bir röportajında “Annem de beni dövüyor, fakat beni seviyor da.” “Annem de beni hem sevdi, hem dövdü” şeklinde bir ifade kullanmıştır. Tonya’nın İncinmiş Çocuk modu sevgini incinme içerdiğini zannettiği için ilişkisine dur diyememiş olabilir.
Tonya da Andrew de saygıya giden yolda sevgiden, özgürlükten, keyiften, eğlenceden vaz geçmiş; vaz geçirilmiştir. Oysa başarıları kanıtlanmadan, birincilik elde etmeden, tanınmadan özlerinde bu yeteneklerine sahiplerdir. Durup yeteneklerini inşa etmek yerine; mükemmelliğe, birinciliğe sürüklenmeye zorlanırlar. Oysa başarıları, yetenekleri durdukları yerdedir, özlerindedir. Bir an durup ortaya koydukları varlıklarının farkında olmazlar. “Ben şu an ne ortaya koydum?” diye bakmak yerine gözleri onları izleyen kişilerdedir. Onlara dikkat kesilirler ve oradan gelecek onaya kenetlenirler adeta. Bu nedenle kendilerini saygıya değer bulamazlar.
Oysa saygının bir yol tarifi yoktur, saygı hissedilen bir duygudur. Bunu hissedebilmek için durun ve özünüzdeki değerli özellikleri, düşünce biçimlerini, bakış açılarını, yeteneklerinizi, ilgilerinizi, eğilimlerinizi bulun. Bunları kendiniz görün…7
[i] Gillespie, Craig. I, Tonya. 2018. https://www.imdb.com/title/tt5580036/
[ii] Chazelle, Damien. Whiplash. 2014. https://www.imdb.com/title/tt2582802/
